Kızılcıktaki (ilçemizde kiren diye de bilinir) C vitamininin portakalın iki katı olduğu ve bu nedenle kızılcığın hücreleri kansere karşı koruduğu tespit edildi.
Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sezai Ercişli, kızılcıkla ilgili Çukurova Üniversitesi, Malatya Meyvecilik Araştırma Enstitüsü ve Atatürk Üniversitesinin ortak bir araştırma yürüttüğünü, bu çalışma sonunda kızılcık meyvesinin antioksidan özelliğinin çok yüksek olduğunun tespit edildiğini söyledi.
Ercişli, şöyle konuştu: Kızılcığın ortalama C vitamini 100-120 miligram civarında. Bu portakalın ortalama iki katı olarak kabul ediliyor. Portakalda biz bunu ortalama 50-60 miligram olarak tespit ediyoruz. C vitamini yönünden oldukça yüksek. Antioksidan özelliği de C vitamininden kaynaklanıyor.” dedi.
Araştırmanın, Avrupa’da prestijli gıda dergilerinden birinde yayımlandığını anlatan Ercişli, “Kızılcıkta Türkiye, özel bir konuma sahip. Dünyanın hiçbir yerinde Türkiye’deki gibi geniş bir kızılcık popülasyonu yok” dedi.
Archive for the ‘Sağlık’ Category
İlçemiz Çandırlar köyünde ikamet eden Dursun AKMAN (47) tarlada çalıştığı sırada vücuduna kapışan keneden dolayı rahatsızlandı. Kendi imkanları ile çıkardığı keneden dolayı ateşi yükselen AKMAN 8 Temmuz’da Karabük Devlet Hastanesine kaldırıldı. Buradan acil olarak Ankara Numune Hastanesine kaldırılan Dursun AKMAN 12 Temmuz’da hayatını kaybetti.
Akman’ın cenazesi sağlık müdürlüğü ve Tarım Müdürlüğü yetkilerin gözetiminde sessiz sedasız köyünde toprağa verildi.
Karabük’te bu yıl keneden ölenlerin sayısı ise 5’e yükseldi. Karabük İl Sağlık Müdürü Korkut EREN, kent genelinde bu yıl 5 kişinin hayatını kaybettiğini söyleyerek, “ Özellikle Nisan – Mayıs ayları itibari ile bölgemizde yoğun bir şekilde KKKA programlarını uygulamaya devam ediyoruz. Bugüne kadar 100’ün üzerinde teşhis konan hastalarımızı burada tedavi ederek taburcu ettik. Çok üzücü olmakla birlikte bölgemizde KKKA hastalığından 5 kişi hayatını kaybetti. Şuan halen Karabük Devlet Hastanesinde 4, Şirinevler Devlet Hastanesinde 5 ve Ankara’da bir kişi olmak üzere 10 kişinin tedavisi devam ediyor” dedi.
Karabük’te tedavi gören 9 kişi’den 4’ünün önceki gece yüksek ateşten dolayı yarım saat içersinde geldiği belirlendi.
Türkiye’de ilk 2002 yılında görülen kene ısırmaları ve buna bağlı olarak ortaya çıkan Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Hastalığı, her geçen yıl giderek artıyor.
2002 yılından bu zamana kadar bin 100 köyde 2 bin 315 hastalık vakası görüldü. Bugüne kadar kene tarafından ısırılan 140 kişi hayatını kaybetti.
Sağlık Bakanlığı, KKKA Hastalığı risk haritasını çıkardı. Buna göre vakalar çoğunlukla Orta Anadolu ve Orta Karadeniz Bölgesi’nde, yani Kelkit Vadisi başta olmak üzere Gümüşhane, Tokat, Sivas, Amasya, Çorum, Yozgat, Kastamonu, Karabük ve Çankırı illerinde yoğunlaşıyor.
Daha çok havaların ısındığı yaz mevsiminde görülen kene vakalarıyla, bu yıl daha erken karşılaşıldı. Kene vakalarının bu yıl daha erken görülmesinin en büyük nedenin ise hava sıcaklıklarındaki artış olarak değerlendiriliyor.
Uzmanlar, sıcak ortamda yaşama ve üreme imkânı bulan kenelerin, yumurtadan daha erken çıkarak aktif hale geldiği ve insanlarla temas haline geçtiğine dikkat çekiyor.
İlçemizde üretim yapan Baharsu ESKİPAZAR markalı maden suyunu piyasaya sürdü. İlçemizin adının marka olması ilçemizin tanıtımı açısından son derece önemli.Bizde ilçemizin adının verildiği maden suyunun yararlarını araştırdık.
Dünyada en fazla maden suyu çıkan ülkelerden biri olan Türkiye’de, yemekte maden suyu yerine genelde asitli içeceklerin tercih edildiği bildirildi.
Türk Kızılayı Doğal Mineralli Su İşletmeler Müdürü Recep Dönmez, yaptığı açıklamada, yağmur ve kar suyu gibi yüzey sularının kayaçların yarık ve çatlaklarından derinlere sızarak rezervuar olarak tanımlanan hazne kayaçta depolandığını söyledi.
Rezervuardaki basınç ve sıcaklığın etkisiyle suların, bulduğu en kolay yoldan (genellikle fay hatları veya hidrotermal kanallardan) yukarıya doğru hareket ederek kaynak şekilde yüzeye çıktığını belirten Dönmez, suların yer altına sızarken ve yukarıya çıkarken temas ettiği değişik türdeki kayaçlardan farklı mineralleri bünyelerine alarak, mineralli su özelliği kazandığını bildirdi.
Avrupa’da su yerine mineralli su tercih edilmesinin en önemli sebeplerinden birinin topraktaki mineral seviyesinin azalması nedeniyle ihtiyaç duyulan minerallerin sadece sebze ve meyve tüketilerek karşılanamaması olduğunu ifade eden Dönmez, şunları kaydetti:
”Meyve ve sebzelerden alınan mineralin yeterli gelmediği yerde, mineralli su içilerek bu açık telafi edilebiliyor. İçme suyu şebekelerinin giderek kirlenmesi şüphesi sebebiyle de özellikle Avrupa’da her geçen gün mineralli su tüketimi artış gösteriyor. Avrupa bizim gibi yumuşak su içmiyor. Bu suyun kalbe, kemiklere, kas yapısına faydası var. Avrupa’da kişi başına yılda yaklaşık 100 litre maden suyu tüketilirken, bu rakam bizde 6-7 litre civarında. Bunun 2 temel sebebi var, biz gazlı suya pek alışık değiliz. Yemekte maden suyu içmeye yeni başladık, bunun sofraya girmesi lazım. Avrupa’da maden suyunun tercih edilmesinde, bu suyun güzellik ve gençlik verici özellikte olması da önemli bir etken olarak ortaya çıkıyor. Maden suyunun içinde, vücudun ihtiyaç duyduğu başlıca mineraller olan kalsiyum, magnezyum, potasyum, fosfat ve sodyum doğal olarak bulunuyor.”
Dönmez, Türkiye’nin dünyada en bol maden suyu çıkan ülkelerden biri olduğunu, ancak yemekte daha çok asitli içecekler tüketildiğini, bunun yerine maden suyu içilmesi alışkanlığının artması gerektiğini söyledi


